bifikirbifikir

Ekonomik Terimler: Son Günlerde Sıkça Duyduğumuz 10 Ekonomi Terimi

Ekonomik Terimler: Son Günlerde Sıkça Duyduğumuz 10 Ekonomi Terimi
Dünyanın neresinde yaşarsak yaşayalım ve kaç yaşında olursak olalım, bazen bazı şeyler hepimizi ortak bir paydada birleştirebilir. Ekonomi de bu ortak paydalardan bir tanesidir... Üzerine filmler, diziler çekilir; kitaplar yazılır. Ekonomi cephesinde yaşanan gelişmeler, tıpkı bir kamu sağlığı durumunda olacağı gibi toplumdaki bütün bireyleri belli başlı seviyelerde etkiler. Ülkede ve hatta dünyada yaşanan en ufak bir gelişme dahi bir kelebek etkisi oluşturarak çok farklı sonuçlar yaratabilir. 

Yakından takip edenler bileceklerdir; Amerikan Merkez Bankası olarak bilinen FED, Aralık ayında düzenlenen Federal Açık Piyasa Komitesi toplantısında (FOMC) Mart 2022’de tahvil alım programını bitireceğini ve takip eden süreçte de faiz artırımına gidebileceği açıklamasında bulundu. İngiltere Merkez Bankası 2021’in son toplantısında faiz artırımı kararı aldı ve Avrupa Merkez Bankası ise Pandemi Acil Durum Satın Alma Programı olarak da bilinen PEPP’in Mart 2022’de sonlanacağını açıkladı. 

Bütün bunlar kulağa bambaşka bir dil konuşuyormuş gibi gelmiyor, öyle değil mi? Bunun sebebi içinde yaşadığımız dünyanın birbiriyle son derece bağlı olması ve bir ülke ya da bir bölgede yaşanan olayların başka yerleri de değişik şekillerde etkileyebilmesi. Buna son bir örnek vermek gerekirse; Kovid-19 pandemisi sebebiyle ülkeler virüsün yayılmasını kontrol altına almak için zaman zaman kapanma/karantina kararları aldı. Bu da günün sonunda üretimin sekteye uğramasına yol açtı. Sekteye uğrayan üretim sevkiyatı etkiledi ve zamanla talep artmasına rağmen arz (üretim) geride kaldı. İşte bu yüzden her birimiz son iki yılda en az bir kere “tedarik zincirinde bozulmalar” diyen birini duyduk, ve hatta bunu bizzat kendimiz dile getirdik… 

Yaşanan (hatta yaşanması beklenen) her şey bizi bu kadar yakından etkiliyorsa, bizler bu alanda kullanılan terimlere ne kadar hakimiz? Doğru bildiğimizi düşündüğümüz şeyleri gerçekten de biliyor muyuz? Kendime bu soruları sorduktan sonra sizin için son günlerde sıklıkla duyduğumuz 10 ekonomi terimini araştırdım! Gelin birlikte inceleyelim.

1. Faiz

Faiz, bugünlerde ekonomi bilimi ile ilgisi olan olmayan herkesin gündelik hayatında konuştuğu konulardan bir tanesi haline geldi. O yüzden gelin faiz nedir, ne değildir diye birlikte bakalım. En basit ifadeyle...

Faiz denince aklınıza ilk ne geliyor? Benim Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın faiz kararları geliyor! Çünkü son aylarda herkes faiz kararı günlerini merakla bekler oldu. “Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 15’ten yüzde 14’e indirilmesine karar vermiştir.” Bu ifade TCMB’nin 16 Aralık 2021 tarihli faiz oranlarına ilişkin basın duyurusu metninden. Peki faiz, terim olarak kullanıldığında neye karşılık geliyor? Faiz, bir borç anlaşmasının sonucu elde edilen gelir oranıdır ve bu oran, borç alınan nakit ve benzeri varlıkların belli bir yüzdesidir. Yani %5 faizle 1000 TL borç aldığınızda, geri ödemeniz toplamda 1005 TL olacakken; şayet borç veren taraf sizseniz, borç geri ödendiğinde sizin elinize toplamda 1005 TL geçecektir. 

2. Enflasyon

En basit şekliyle enflasyon, mal ve hizmetlere dair fiyat seviyesinin yükselmesi sebebiyle, belirli bir para biriminin satın alma gücünün zaman içinde azalmasıdır. Para birimi değer kaybı yaşarken fiyatlar artar ve...

Yüzümüz düştü değil mi? Gündelik yaşantımızı doğrudan etkileyen bir şey enflasyon. Mal ve hizmetlerin fiyat düzeyinin yükselmesi sebebiyle, paranın satın alma gücünde meydana gelen düşüşü ifade eder. Dikkat edilmesi gereken husus, bu artışın tek seferlik olmadığı, aksine süreklilik arz ettiğidir. Bir ülkedeki enflasyon seviyesi kiralara yapılacak uyarlamadan, çalışanların maaş zammına kadar her şeyi etkiler. 

3. Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH)

Kısaca GSYH olarak da bilinen gayri safi yurt içi hasıla, bir ülkede belirli bir zaman dilimi içinde üretilen tüm nihai ürün ve hizmetlerin parasal değeridir. Gayri safi yurt içi hasıla...

Kısaca GSYH olarak da bilinen gayri safi yurt içi hasıla, belli bir dönemde bir ülkede üretilen tüm nihai ürünlerin piyasa değerinin ekonomik ölçüsüdür. Yani diğer bir deyişle üretilen bütün ürün, mal ve hizmetlerin parasal karşılığıdır.  Bir ülkenin dönemsel (çeyreklik ya da yıllık) büyümesini ifade eder. Gayri safi yurt içi hasılayı hesaplamak için şu formül kullanılır: 

Gayri Safi Yurt İçi Hasıla = Devlet Harcamaları + Yatırım + Tüketim + (İhracat-ithalat)

4. Dolarizasyon

Bugünlerde çokça dile getirilen ifadelerden biri olan “dolarizasyon” bir ülkenin kendi para birimine ek olarak ya da o ülkenin yasa para biriminin yerine yabancı bir para biriminin kullanılmasını ifade eden...

Dolarizasyon son dönemlerde çok fazla duyduğumuz terimlerden bir tanesi! Peki bizler bu terimi doğru anlamıyla kullanılıyor muyuz? Dolarizasyon,  bir ülkedeki yerleşik ekonomik birimlerin, yüksek enflasyon ve belirsizlik ortamı sebebiyle ulusal para biriminin değer kaybından kendilerini koruyabilmek adına yabancı para ve yabancı para cinsinden varlık tutmalarıdır. Tam dolarizasyon ve kısmi dolarizasyon olarak ikiye ayrılır. Dolarizasyonun kendine has ekonomik sonuçları vardır ve ekonomik şoklara karşı kırılganlığın artması bunlardan birisidir. 

5. Zorunlu Karşılık

Gazetelerin ekonomi sayfalarını açtığımızda ya da çevrimiçi bir haber sitesine girdiğimizde ara sıra farklı ülkelere ait “zorunlu karşılık oranında değişiklik” başlıklı haberler görüyoruz. Peki, nedir bu zorunlu karşılık oranı?Zorunlu...

Zorunlu karşılık, diğer bilinen adıyla munzam karşılık; mevduat kabul eden bankaların, bu mevduatlara karşı kendi ülke merkez bankalarında bulundurmak zorunda olduğu mevduatların oranıdır. Zorunlu karşılık oranını, ülkenin merkez bankası belirler. Bu oranda değişiklik yapılması haberleri sıklıkla karşımıza çıkar ve ingilizcesi reserve requirement ratio’dur (RRR).

6. Satın Alma Gücü Paritesi

Satın alma gücü paritesi, farklı ülkelerin ekonomik üretkenliğini ve yaşam standartlarını kıyaslayabilmek için kullanılan bir makroekonomik analiz metriğidir. Satın alma gücü paritesi, ülkeler arasındaki fiyat düzeyi farklılıklarını ortadan kaldırarak farklı...

İşte biz vatandaşları doğrudan etkileyen şeylerden bir başkası… Satın alma gücümüz. Farklı ülkeler arasındaki fiyat seviyelerinde görülen farklılıkları ortadan kaldırarak, farklı para birimlerinin satın alma güçlerini eşitleyen değişim oranına satım alma gücü paritesi denir. Bu parite farklı hesaplamalarda kullanılır. 

7. Resesyon

Resesyon, belli bir bölge ya da ülkede gayri safi yurt içi hasılanın yavaş veya negative büyümesini ifade eden makroekonomik bir terimdir. Resesyon için ekonomistlerin kabul görmüş iki farklı tanımı da...

Bilhassa pandeminin ilk senesinde sıkça duyduk bu terimi, öyle değil mi? Dünyanın bambaşka uçlarında olmasına rağmen ülkeler pandemiden kaynaklanan şoklar sebebiyle resesyona girdi. Peki resesyon nedir? Bir ülke ekonomisinde atıl kapasitenin bulunması ya da ekonominin uzun vadeli büyüme potansiyelinin altında büyüme kaydetmesi, resesyon olarak bilinir. Yani resesyon, ekonomik büyümenin belli bir süre için negatif olmasıdır. Teknik anlamda bir ülkenin resesyona girdiğini söylemek için ise, o ülke ekonomisinin art arda gelen iki çeyrekte de daralması gerekir. Resesyona yol açabilecek birçok faktör vardır ve işsizlik artışı, üretim faaliyetlerinde düşüş ve ekonomik faaliyetlerde görülen duraklama ya da gerileme bunlar arasındadır. 

8. İtibari Para

İtibari para ya da diğer bir deyişle fiat para, değerini altın ya da gümüş gibi fiziki bir mal ya da emtiadan almak yerine onu yürürlüğe koyup destekleyen devletten alan ulusal...

İtibari para, değerini fiziksel bir ürün (altın ya da gümüş gibi bir emtia) ya da mal yerine, onu yürürlüğe koyup yasal para birimi olarak kullanan devletten alan para birimidir. İtibari para konusunda en önemli şeylerden bir tanesi ise, o parayı yürürlüğe koyan devletin gücüdür. Fiat para (itibari para) kanunla yürürlüğe girer ve devletin o para birimi üzerinde tam bir kontrolü bulunmaktadır. ABD doları, Euro gibi büyük para birimleri itibari paraya örnektir. 

9. Devalüasyon

Devalüasyon, sabit kur ya da yarı sabit kur rejimi uygulayan ülkelerin kullandığı bir para politikası aracıdır. Devalüasyon, bir ülkenin yasal para biriminin bir diğer para birimine ya da bir grup...

En basit ifadeyle devalüasyon, bir ülkenin kendi yasal para biriminin, diğer ülke para birimleri karşısında bilerek değer kaybettirilmesidir. Bu sayede ithal girdi pahalılaşırken, yerli malların fiyatı da aşağı çekilmiş olur. Investopedia’daki açıklamaya göre; sabit ya da yarı sabit kur rejimi uygulanan yerlerde devalüasyon bir para politikası aracı olarak kullanılabilir. 

10. Stagflasyon

Stagflasyon, stagnasyon (durgunluk) kelimesi ile enflasyon kelimelerinin bir araya gelmesinden meydana gelmiş bir ekonomik terimdir. Bunu açacak olursak, stagflasyon bir ülkede aynı anda enflasyonda artış ve ekonomik çıktıda (gayri safi...

Stagflasyon, ekonomik durgunlukla enflasyonun aynı anda yaşanılması durumudur. İngilizce karşılığı stagflation’dır. Bu kelime “stagnation” yani ekonomik durgunluk ve “inflation” yani enflasyon kelimelerinin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş ekonomik bir terimdir.

21.01.2022
İlgili İçerikler

Ekonomik (mali) krizler maalesef dünya tarihinde oldukça yaygın bir durum ve bu durum özellikle son 200 yıllık süreçte sık sık...

Benzer İçerikler

Akaryakıt özellikle de benzin ve motorin tüm dünyada uzun yıllardır yaygın şekilde kullanılıyor. Bugün yenilenebilir enerji kaynakları enerji sektöründeki payını...

Mağaza mağaza dolaşıp ihtiyaçlarımızı aradığımız günler artık çok uzakta kalmış gibi hissettiriyor. E-ticaret platformlarının gelişmesi nedeniyle insanlar geleneksel mağazalardan ve...

Hepimizin tahmin edebileceği üzere geçmişten bu güne “gıda” her zaman dünyanın en büyük ticari sektörlerinden biri oldu. İnsanın en temel...

Günümüzün dijitalleşen ve globalleşen dünyasında pek çok iş alanında olduğu gibi finans dünyasında da teknolojinin büyük etkisini görmek mümkün. Teknolojinin...

Ekonomik (mali) krizler maalesef dünya tarihinde oldukça yaygın bir durum ve bu durum özellikle son 200 yıllık süreçte sık sık...